Nöropazarlamada Influencer Etkisi

influencer-etkisi

Nöropazarlamada Influencer Etkisi Nedir?

Bir ürünü satın alma süreci algılardan çokça etkilenir. Bu yüzden pazarlama dünyası, insan ruhunu her zaman önemsemiştir. Bu konuda pazarlamacıların en büyük destekçisi psikoloji bilimi olmuştur. Özellikle insan beynine dair yapılan pek çok araştırma, pazarlama stratejilerine ışık tutmuştur. Bir şeyi neden beğendiğimiz ve satın almaya nasıl karar verdiğimiz ise bu süreçteki en önemli meselelerdir. Bu yönde yapılan en son araştırmalardan birisi de “Nöropazarlamada Influencer etkisi beynimizi nasıl etkiler?” sorusu etrafında şekillenir.

Bu araştırma için 60 katılımcı seçildi. Katılımcılar üç gruba bölündü ve onlara çeşitli testler uygulandı. Katılımcılar TV izleme, kendi Facebook özet akışlarına göz atma ve Youtube videoları izleme gibi görevleri yerine getirdiler. Bu görevler esnasında onlara çeşitli markaların reklam kampanyaları da gösterildi. Gerçekleştirilen görevlerin etkisini görebilmek için her birinin beyin aktiviteleri özenle ölçüldü.

Bu araştırmanın asıl amacı influencerların kişiler üzerinde yoğun duygular uyandırıp uyandırmadığını test etmekti. Sonuç ise en başta sorulan soruyu doğrular nitelikteydi. Çalışmaya katılan kişilerin beyni, TV reklamlarına kıyasla influencer reklamlarına çok daha güçlü tepkiler verdi. Araştırma influencerların insanlarda %277 daha fazla duygusal yoğunluk sağladığını ortaya çıkardı. Ayrıca bu tip reklamların %87 daha çok akılda kaldıkları da çıkan sonuçlar arasında yer alıyor.

Gözlemlenen bir diğer sonuç ise katılımcıların TV, Facebook ve Youtube reklamları ile kesintiye uğrayan videoları izlemeyi bırakmaları oldu. Fakat buradaki önemli ayrıntı şu ki öncesinde aynı kampanyayı bir influencer gönderisinde gördülerse reklamları izlemeye hazır oluyorlar. Bu da reklam kampanyasını göz ardı etmediklerini gösteriyor.

Influencer Pazarlaması Geleneksel Pazarlamayı Solluyor mu?

Bu günlerde geleneksel medya koltuğunu hızlı bir şekilde dijital medyaya teslim etmiş durumda. Bunun sebebi ise mobil uygulamalar. Günümüzün çok büyük bir kısmı telefonumuzdaki mobil uygulamalarla geçtiği için alışkanlıklarımız ve hayat tarzımız köklü değişikliklere uğruyor. Sosyal medya uygulamaları ile hayatımıza giren influencer kavramının, satın alma alışkanlıklarımız üzerinde oldukça büyük bir etkisi var.

Artık iletişim kuramadığımız veya kendimizi özdeşleştiremediğimiz TV ünlüleri ve onların bulunduğu reklamlar bizde eskisi kadar etki yaratmamaya başladı. Bunun yerine bir arkadaş olarak gördüğümüz sosyal medya fenomenlerini dinliyoruz ve onların önerdiği ürünlere yöneliyoruz. Araştırmaların da gösterdiği gibi influencer reklamları beynimizi daha fazla aktive ediyor. Bu reklamların akılda kalıcılığı ve etkinliği, TV reklamlarına göre çok daha yüksek.

Pazarlamanın amacı insanlara bir ürünü veya hizmeti en efektif şekilde satabilmektir. Pazarlamacılar bu konu üzerinde kafa yorup çeşitli stratejiler geliştirirler. Sosyal medya kampanyalarının üzerimizdeki güçlü etkisini fark eden pazarlama dünyası, stratejilerini bu yönde yoğunlaştırıyor. Beynimize daha çok hitap eden influencer pazarlaması hem kısa vadede hem de uzun vadede satın alma kararlarımızı derinden etkiliyor.

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Dijital Dönüşüme Yatırım Yapma Sebepleri

Web Sitesi Tasarımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

web-site-tasarimi

İyi bir web sitesi tasarımı, çevrimiçi bir varlık oluşturmak isteyen işletmeler için çok önemlidir. İyi tasarlanmış bir web sitesine sahip olmak, yeni müşteriler çekmenize ve mevcut müşterilerin bağlılığını sağlamanıza yardımcı olabilir.

 

Günümüz iş dünyasında, bir şirketin web sitesi genellikle potansiyel müşterilerin işletme hakkında sahip olacağı ilk izlenimdir. Bu nedenle, bir şirketin web sitesinin iyi tasarlanmış olması esastır.

 

Araştırmalara göre, web sitesi tasarımı bir şirketin kârlılığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. İyi tasarlanmış bir web sitesi satışları %34’e kadar artırabilir. Profesyonelce tasarlanmış bir web sitesinin maliyeti, sitenin boyutuna ve karmaşıklığına bağlı olarak değişebilse de genellikle değerli bir yatırımdır. Özellikle küçük işletmeler için iyi tasarlanmış bir web sitesi, başarı ve başarısızlık arasındaki çizgi görevi görebilir.

 

 

 

Web sitesinin tasarımı nasıl olmalıdır?

 

Bir web sitesi tasarlarken göz önünde bulundurulması gereken birçok faktör vardır. Web sitesi tasarlamanın tek bir doğru yolu olmasa da başarılı bir tasarım oluşturmaya yardımcı olabilecek bazı genel kurallar vardır:

 

  1. Basit tutun:

Web sitenize çok fazla bilgi sıkıştırmaya çalışmayın. Tasarımı temiz ve gezinmesi kolay tutun.

 

  1. Anlaşılabilir olun:

Web sitenize bakan kişinin sorularına cevap vermelisiniz. Ürününüzden / servisinizden ne elde edileceği anlaşılabilir olmalı.

 

  1. Estetik açıdan ilgi çekici durmalı:

Estetiklik, bir kişinin web sitenizde kalıp kalmayacağı konusunda büyük rol oynar. Tasarım, gezinmesi kolay menüler ve iyi organize edilmiş içerik ile temiz ve basit olmalıdır. Hoş bir renk şeması ve düzeni ile gözleri yormamalıdır.

İçeriğe ilgi çeken ve yüksek kaliteli görseller, videolar kullanılmalıdır.

 

  1. Hız:

Kullanıcıların hızlı bir web sitesinde kalma ve gelecekte siteye geri dönme olasılıkları daha yüksektir. Sayfa yanıtındaki bir saniyelik gecikme, dönüşümlerde %7’lik bir azalmaya neden olabilir.

 

  1. Benzersiz olun:

İşletmenizi neyin benzersiz kıldığını düşünün ve bunu ana sayfanızda vurgulayın. Benzersizliğinizi güçlü başlıklarla ve görsellerle destekleyebilirsiniz.

 

  1. Harekete geçirin:

Bir harekete geçirici mesaja sahip olun! Harekete geçirici mesaj, okuyucuyu bir tür harekete geçmeye teşvik eden bir ifade veya görüntüdür. Eylem, bir bağlantıya tıklamaktan satın alma işlemine kadar herhangi bir şey olabilir.

 

  1. Mobili unutmayın:

Günümüz dünyasında internete erişmek için mobil cihazları kullananların sayısı önemli ölçüde artmıştır. Sitenizin mobile duyarlı olduğundan ve tüm cihazlarda iyi göründüğünden emin olmak oldukça önemlidir.

 

  1. Trendleri takip edin:

Yenilikleri takip edip uygulamaktan çekinmeyin. Örneğin 2022’de trend olan bazı tasarım trendlerini kullanabilirsiniz: toprak tonları ve neon renkler, 3D hareketli öğeler, sürreal görsel kombinasyonlar, simetrik düzenler.

 

  1. Profesyonel yardım alın:

Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz hem göz alıcı hem de işlevsel bir site oluşturmanıza yardımcı olabilecek birçok web tasarım ajansı var.


Bu yazı ilginizi çekebilir: Dijital Dünyada Başarının Anahtarı SEO Neden Önemli?

Dijital Dönüşüme Yatırım Yapma Sebepleri

dijital-donusum

Şirketler Neden Dijital Dönüşüm İçin Yatırım Yapmalılar?

Gelişen teknoloji; dünyamızı, hayatımız ve alışkanlıklarımızı değiştirmeye devam ediyor. İş hayatımızdan özel yaşamımıza kadar her alan dokunan teknoloji, sürekli bir dönüşüm içerisinde. Bu durum özellikle iş yaşamını fazlaca etkiliyor. İş yaşamındaki dijital dönüşüm, şirketleri bambaşka noktalara koymaktadır. Bu dönüşüme uyum sağlayan işletmeler kendilerini çok daha iyi konumlara taşırken, dijital dönüşümden yararlanmayanlar ise çağın gerisinde kalıyor. Bu da kaçınılmaz olarak sonu beraberinde getiriyor. Peki dijital dönüşüm neden bu kadar önemli? Şirketler neden bu alana yatırım yapmalılar?

  1. Hedef Kitleniz ile Bağlantı Kurun

İnternet kullanıcıların yaklaşık %92’si her gün dijital videolar izliyor. Tiktok, Instagram ve Youtube başta olmak üzere pek çok mecra, insanlara tüketilebilir formatta olan ve birçok çeşitte görsel içerikler sunuyor. Basılı yayın her ne kadar hala devam etse de görsel içeriklerin popülerliği tartışılmaz bir gerçektir. Böyle bir çağda bu fırsattan yararlanmamak büyük bir hata olur. İlgi çekici videolar vasıtasıyla hedef kitlenize ulaşabilirsiniz. Dijital kanallar, onlarla iletişimde kalabilmek için harika bir yoldur. Bu da dijital dönüşüm tarafına geçmek için iyi bir yoldur.

  1. Dijital Kanallar Yardımıyla Satışlarınızı Arttırın

Çağımızda pek çok insan telefonlarına bağımlı hale geldi. Sosyalleşmek, alışveriş yapmak veya çalışmak için telefonlarından faydalanıyorlar. Pek çok işletme artık fiziki bir mağaza yerine sanal mağazalar yardımıyla ürünlerini satıyor. E-ticaret sistemi, dijital dönüşüm alanının en büyük hizmeti olarak sayılabilir. Çünkü tüketiciye 7/24 ulaşabilmeyi sağlayan e-ticaret sistemi, satışları olumlu yönde etkiliyor. İşletmenizin e-ticaret tarafına yapacağınız yatırımlar sayesinde satış hacminizi arttırabilirsiniz. Kitlenize her an her yerde ulaşabilmek, işletmenizin büyümesine katkıda bulunacaktır.

  1. Sohbet Robotlarıyla Yeni Müşteriler Kazanın

Yeni müşteri kazanmak veya var olan müşteriyi elde tutmak için onlarla doğru bir iletişim kurmak çok önemlidir. Özellikle sorularını yanıtlamak ve problemlerini çözmek memnuniyet düzeylerini en üst seviyelere çıkartacaktır. Fakat müşteri destek hatlarıyla bu her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü kısıtlı sayıdaki çalışanlar, her müşteriye hızlı bir şekilde yetişemeyebilirler. Sohbet robotları bu problem için birebirdir. Müşterilerin 7/24 ulaşabildiği ve sorunlarına çözüm üretebildiği sohbet robotları, memnuniyete büyük bir katkıda bulunur. Bu da müşterilerin işletmeye olan sadakatini arttırır. Aynı zamanda potansiyel müşterileri yakalamanız için de fırsat sunar.

  1. Veri Biliminden Faydalanarak Doğru Satış Stratejileri Geliştirin

Geçmişte sezgilere güvenerek iş yapmak yaygındı. Fakat çağımızda bu durum değişmeye başladı. Şirketler artık sezgilere değil verilere bakarak atılımlarda bulunuyorlar. Veri bilimi sayesinde gerçek veriler araştırılıp üzerinde analizler yapılıyor. Bu da hedef kitleye yönelik çok daha doğru bilgiler sağlıyor. Böylece daha yerinde satış stratejilerinin geliştirilmesine olanak tanıyor. Veri bilimi, dijital dönüşüm için harika bir araçtır. Siz de işletmenizin verilerinden faydalanarak matematiksel anlamda daha doğru adımlar atabilir ve satışlarınızı büyük oranlarda artırabilirsiniz.

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Nöropazarlama Nedir?

Nöropazarlama Nedir?

noropazarlama

Nöropazarlama (Neuromarketing) Nedir?

İngilizce’de “neuromarketing” olarak adlandırılan nöropazarlama aslında bir pazarlama tekniğidir. Bu teknik temel olarak insan beynini inceler ve insanın satın alma süreçlerini fizyolojik olarak araştırır. Satın alma davranışlarında özellikle psikolojik ve sosyal nedenler incelenir. Araştırmalardan çıkan sonuçlar doğrultusunda da uygun stratejiler geliştirilir.

Nöropazarlama, tüketicilerin hangi düşünce ve davranışla hareket ettiğini araştıran tüm çalışmaları kapsar. Birçok önemli firma tarafından bu taktik, yaygınlaşmaya devam etmektedir. Markalar insan algısını ve davranışını iyice anlayarak daha iyi kampanyalara imza atabilirler. Ayrıca hedef kitleye ulaşma ve onları kazanma konusunda da yardımcı olacaktır.

Nöropazarlama Nasıl Yapılır?

Baktığımız zaman tüm duygu, düşünce ve davranış süreçlerimiz birtakım nöral aktivitelerle açıklanabilir. Nöropazarlama da tüketicileri daha iyi anlayabilmek için onların beyin aktivitelerini inceler. Bunun için de Elektroensefalografi (EEG) ve Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) yöntemlerini kullanır.

Elektroensefalografi (EEG) yönteminde başına bazı elektrotlar yerleştirilir. Bu yolla kişinin beyin dalgaları ölçülür. İnsanların heyecan, öfke, mutluluk ve üzüntü gibi duyguları bu elektrotlar aracılığı ile izlenir. Uzun ölçümler sonrasında bu duyguların nedenleri saptanmaya çalışılır. Böylelikle bir neden sonuç ilişkisi kurulabilir.

Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) yönteminde ise beyindeki kan akışı incelenir. Üzerinde araştırma yapılan kişilerin görsel ve sesle ilgili ipuçlarına cevap verirken güçlü mıknatıslar sayesinde kan akışları takip edilir. FMRI yöntemi sayesinde kişinin beyninin derinliklerine ulaşılarak tepkilerini nasıl verdikleri anlamaya çalışılır.

FMRI yöntemiyle beynin derinliklerine bakmak zahmetli olabilmektedir. Bunun yanı sıra birkaç saniyelik bir takip süreci olmasından dolayı kısa süreli sinirsel olayların gözden kaçmasına neden olabilir. Fakat bazı küçük dezavantajlarına rağmen her iki yöntem de oldukça etkilidir. Özellikle büyük markaların radarında olan bu yöntemler uzunca bir süredir aktif olarak kullanılmaktadırlar.

Nöropazarlamanın Sağladığı Avantajlar Nelerdir?

Tüketiciyi gerçek anlamda tanıyıp buna uygun olarak stratejiler üreten nöropazarlama, şirketlere pek çok fayda sağlar. Bu faydalar şunlardır:

  • Firmalar başarısız girişimlerini azaltıp bunun yerine başarılı atılımlara imza atabilirler.
  • Nöropazarlama, geleneksel pazarlamadan çok daha farklı bakış açıları kazandırabilir.
  • Müşterilerin gerçek zamanlı olarak anlık tepkileri yakalanabilir. Böylece cevaplanması imkansız sorularla ilgili bir fikir sahibi olunabilir.
  • Verdiği sonuçlar bilimsel ve kanıtlanabilir nitelikte olduğu için çıkan sonuçlardan hareketle uygulanan yöntemler ölçülebilir durumdadır.
  • Nöropazarlama insanların bilinçsiz tepkilerini ölçer. Bilinçsiz tepkiler insan tarafından kontrol edilemezler. Eğer pazarlama stratejileri, insanların kontrol edemeyecekleri tepkiler üzerine kurulursa başarı yüzdesi oldukça yüksek olur.
  • Logo, afiş ve poster gibi görsel materyaller, nöropazarlama çerçevesinde tasarlanabilir. Böylece müşteriler kolayca tetiklenebilirler.
  • Nöropazarlamadan elde edilen bilgiler ürün tasarımı, reklam kampanyaları ve fiyatlandırma gibi pek çok alanda efektif bir şekilde kullanılabilir.
  • Günümüzde kullanılan pek çok yazılım aracı, araştırmanın düşük maliyetlerle ve yüksek içgörü kalitesiyle sürdürülmesini sağlayabilir.

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Minimalist Pazarlama

Minimalist Pazarlama

minimalist-pazarlama

Minimalist Pazarlama Nedir?

Pazarlama alanı son yıllarda kendisine farklı teknikler geliştiriyor. Minimalist pazarlama kavramı da bu yeniliklerden birisi. Aslında tam olarak bir teknik sayılmayan bu kavram, pazarlamada sadeleşmeyi hedefleyen bir yaklaşım ve uygulama olarak açıklanabilir. Apple ile başlayan ve özellikle tasarımda kullanılan “less is more” (az çoktur) yaklaşımı, bu pazarlama türü için iyi bir ifadedir.

Minimalizm, 1960’lı yıllarda Amerika’da bir sanat hareketi olarak baş gösterdi. İlerleyen zamanlarda ise sanatla sınırlı kalmayıp mimariyi, ürün tasarımlarını ve hatta yaşam tarzını etkiledi. En sonunda renkli pazarlama dünyasını bile etkisi altına almaya başladı. Minimalizm temel olarak işleri karıştıran ve zorlaştıran faktörleri sürecin dışında tutar. Bunun yerine keyif veren şeyleri sürece dahil eder.

Minimalist pazarlama, mesajı karmaşık olmayan yollarla ve en basit forma iletmeyi hedef alır. Benzer durum basılı ve dijital medya için geçerlidir. Görsel medyada minimalist olmak, grafik ve fontlarda sadeleşme anlamına gelir. Bir ya da iki rengin hakim olduğu sade görünüm, medyada minimalizmin bir yansımasıdır. Ayrıca verilmek istenen mesajların kısa sloganlarla verilmesi de minimalizme iyi bir örnektir.

Minimalist Pazarlama Nasıl Yapılır?

Minimalist pazarlama yapmak isteyen işletmelerin üç ana konu üzerinde durmaları gerekir: görseller, kelimeler ve videolar.

  1. Görseller

Tek bir reklam için çok fazla görsel kullanılması, tüketicilerin dikkatini dağıtabilir. Bu yüzden görsel seçiminde minimalist pazarlama yaklaşımından faydalanabilirsiniz. Bunu yapmak için tasarımlarınızda dikkat çekici tek bir görsel kullanabilirsiniz. Bu güçlü görsel tüm dikkatleri üzerine çekecektir. Böylece herhangi bir dikkat dağınıklığına izin vermeden tüm odağı markanızda ve ürününüzde toplamış olursunuz. Tüketicilerin işletmeniz veya ürünlerinizle ilgili duyguları daha çok güçlenecektir.

  1. Kelimeler

Günümüzde tüketiciler, uzun cümlelerden kolaylıkla sıkılmaktadırlar. Tüm duygu ve düşüncelerin birkaç yüz karakterle anlatıldığı bu dünyada cümlelerinizi sadeleştirmelisiniz. Reklam kampanyalarınızda ve sosyal medya gönderilerinizde sade ama etkileyici sloganlar kullanarak minimalist pazarlama yaklaşımını harika bir şekilde uygulayabilirsiniz. Sadece birkaç kelimeyle devasa bir etki yaratmanız mümkün. Sosyal medya kısmında uzun ve nadir paylaşımlardan ziyade kısa ama sık paylaşımlar yapmanız daha etkili olacaktır.

  1. Videolar

Videolu içerikler, dijital mecraların büyük bir kısmını kaplamaktadır. Özellikle Youtube ve Instagram gibi popüler sosyal medya uygulamaları, videolu içerikleri desteklemektedirler. Bu uygulamaların yaygınlaşması ile markalar da kampanyaları için videolu içeriklere yönelmeye başladılar. Fakat yapılan araştırmalar 2 dakikadan uzun videolarda etkileşimin düştüğünü gözler önüne seriyor. Kısa ama dolu içerikler, tüketici ile daha çok etkileşime girmeniz anlamına geliyor.

Minimalist pazarlama ilkeleri ile kısa ve etkili içerikler hazırlayabilir ve tüketicilerle sağlam bir iletişim kurabilirsiniz. Ama her pazarlama yönteminde olduğu gibi burada da iyi bir planlama yapmanız şarttır. Örneğin videolu paylaşımlarınızda hedef kitlenize yönelik içerikler üretmelisiniz. Ulaşmak istediğiniz kitleyi belirleyerek onların seveceği tarzda videolar sunmalısınız. Bu yüzden her zaman tüketicilerinizin alışkanlıklarını göz önünde bulundurun.

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Oyun İçi Reklamcılık

Oyun İçi Reklamcılık

oyun-ici-reklamcilik

Oyun İçi Reklamcılık (In-Game Advertising) Nedir?

Video oyunlar neredeyse her yaştan insana hitap ediyor. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve oyun konsolları bizlere bu konuda harika bir deneyim sunuyor. Uzun yıllardır varlığını sürdüren bu sektör, özellikle son yıllarda çok daha kaliteli işlere imza atmaya başladı. Gitgide popülerleşen oyunlar, e-spor gibi bir kavramı dahi hayatımıza dahil etti. Pazarlama dünyası ise böylesine popülerleşen bir sektöre adım atarak oyun içi reklamcılık kavramını hayatımıza soktu.

Oyunlar sayesinde sosyalleşebilir ve sınırsızca harcama yapabiliriz. Böylesine özgür bir dünya, pazarlama yatırımları için oldukça uygun bir zemin oluşturur. In-game advertising olarak da adlandırılan oyun içi reklamcılık, firmaların adlarını veya ürünlerini dijital oyunlarda gösterilmesine olanak tanır. Örnek olarak sanal şehirlerdeki büyük reklam panolarına şirketler logolarını yerleştirebilirler. Bu da oyuncuların en heyecanlı ve mutlu oldukları anlarda şirketlerle alakalı ipuçlarına maruz kalması anlamına gelir.

Oyun İçi Reklamcılık Nasıl Olmalıdır?

Geleneksel pazarlamaya kıyasla oyun içi reklamcılık çok daha fazla avantaj sunmaktadır. Fakat oyun içi reklamlardan maksimum faydanın sağlanmanız için stratejileri iyi belirlemeniz gerekir. Oyun esnasında kitlenizi logonuzla ya da sloganlarınızla rahatsız etmemelisiniz. Bunun yerine reklamları, oyuna incelikli bir şekilde dahil etmelisiniz. Bu sayede reklamlarınız dikkat dağıtıcı olmaktan çıkar ve bir özellikle halini alır.

Oyun içi pazarlama özelleştirilebilir bir yapıya sahiptir. Video oyun konsollarının %80’i internete bağlıdır. Bu sayede düzenli bir biçimde içerik güncellemeleri alabilmeleri de mümkündür. Bu durum, pazarlamacılar için büyük bir fırsat oluşturur. Çünkü bu dinamik yapı sayesinde reklamın ne zaman görüneceğini ve kime gösterileceğini seçebilirsiniz. Böylece kontrol sizin elinizde olabilir.

Bazı pazarlamacılar durumu biraz daha ileriye götürerek kendi oyunlarını yapma girişiminde bulunurlar. Örneğin pek çok popüler film, filmdeki sahnelerden esinlenerek basit çevrimiçi oyunlar tasarlarlar. Böylece hedef kitle ile daha çok etkileşime yakalanabilir. Aynı zamanda müşterilerin eğlenmesi de sağlanmış olur.

Oyun İçi Reklamcılık Kimler İçin Uygundur?

Oyun içi reklamcılık pek çok büyük şirket tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Bu tarz video oyunlarına dünyanın her yerinden erişim olduğu için markanızın uluslararası bilinirliği için çok önemlidir. Özellikle de genç erkek kitleye ulaşmak ve onlarla iletişim kurmanın harika bir yoludur. Oyun içi pazarlama sağladığı birçok avantaja rağmen bazı küçük ve orta ölçekli şirketler için maliyetli olabilmektedir. Fakat adınızı geniş kitlelere duyurmak istiyorsanız in-game advertising stratejisinden yararlanabilirsiniz.

Oyun için reklamcılık için iyi bir plan yapmanız çok önemlidir. Özellikle hedef kitleniz ve sahip olduğunuz kaynaklar konusunda net olmalısınız. Örneğin satmaya çalıştığınız spor malzemelerinin reklamını kelime oyunlarında yapmaya çalışmanız pek iç açıcı sonuçlar vermeyebilir. Bu da para ve zaman kaybıyla sonuçlanır. Bu sebeple hedef kitlenizi iyi belirlemeli ve yatırım yapacağınız oyunu buna paralel olarak seçmelisiniz.

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking

growth-hacking

Growth Hacking Nedir?

Bir projeye başlamak oldukça keyifli bir süreçtir. Farklı fikirlerin ortaya atıldığı ve ilginç stratejilerin geliştirildiği bu aşamada her şey pozitif gözükür. Fakat proje hayata geçirildikten sonra işler tam olarak planlandığı gibi gitmeyebilir. Growth hacking ise tam da bu sorunu çözmeyi amaçlar. Kullandığı dijital pazarlama yöntemleri sayesinde hızlı ve verimli bir büyüme sağlar.

Growth hacking aslında pazarlama kanalları ile ürün geliştirme süreci arasındaki hızlı ve verimli deneme sürecidir. İlk defa 2010 yılında Sean Ellis tarafından ortaya atılan bu kavram, işletmelerin etkili ve güçlü şekilde büyümelerine katkıda bulunur. Burada pazarlama ve mühendislik bir aradadır. Geliştirdiğiniz bir ürün veya hizmeti kullanmayı düşünmeyen tüketicilerin olduğu kanalları bularak yeni müşteriler edinmeyi hedefler.

Growth hacking sadece müşteri edinme yöntemi olarak düşünülmemelidir. Mevcut işle alakalı büyüme fırsatları da bu kapsamda değerlendirilebilir. Hızla büyüme sağlayan bu yöntemin kullanım alanı oldukça geniştir. Bir şirket, sosyal ağ ya da bir proje, bu yöntemden faydalanarak hedef kitleden yüksek oranda dönüşüm elde edebilir. Özellikle kısıtlı bütçelerde kullanılan yöntem, düşük bütçe ile büyüme sağlar.

Growth Hacking Yöntemleri Nelerdir?

Growth hacking için beş ana yöntem kullanılır. Dijital pazarlamadan da bilinen bu beş yöntem “AARRR” olarak adlandırılır.

  1. Edinme (Acquisition)

Bu yöntemde en düşük maliyetle kullanıcı bulmak hedeflenir. SEO ve reklam çalışmaları buna örnek olarak gösterilebilir.

  1. Etkileşim (Activation)

Temelde web sitesini ziyaret eden kullanıcılarla kurulan etkileşimdir. Örneğin e-bültene kayıt olan kişiye e-kitap hediye edilmesi etkileşim yöntemine dayalıdır.

  1. Bağlılık (Retention)

Burada amaç, web sitesini ziyaret eden kullanıcıların tekrar gelmesini sağlamaktır. Bunun için de ilginç e-bültenler göndermek gibi çalışmalar yapılır.

  1. Tavsiye Edilme (Referral)

En etkili yöntemlerden olan tavsiye edilme, kullanıcıların sizi, başka kişilere tavsiye etmesini amaçlar. Bunun için de web sitesindeki içerik, ürün ya da hizmetlerin paylaşılması için bazı teşvik edici adımlar atılabilir.

  1. Gelir (Revenue)

Bu yöntemde gelir modeli oluşturulur. Ürün satışı ve ücretli içerikler gibi size gelir sağlayacak yolların bulunmasıdır. Ayrıca potansiyel müşterilerin gerçek müşteriye dönüşmesini de gelir yöntemi sağlar.

Growth Hacking İçin Örnek Bir Firma: Paypal

Paypal, günümüzde dünyanın ödeme devi olarak tanımlanabilir. Fakat Paypal’ın bugünlere gelmesinde iyi bir growth hacking uygulaması büyük rol oynamıştır. İlk çıktığı zamanlarda tavsiye programı başlatarak devasa bir büyüme yakaladı. Bu sistem ile Paypal’ı arkadaşına tavsiye eden kullanıcı ve bu tavsiyeyle siteye üye olan kullanıcıya 10’ar dolarlım ödemeler yapıldı. Paypal her bir kullanıcının hayat boyu değerinin 20 dolardan fazla olduğunu bildiği için bu sisteme 60 milyon dolar harcadı. Fakat karşılığını da fazlasıyla aldı. Bunun yanı sıra Mastercard ve Visa rozetlerinin yanına kendi isimlerini ekletmeleri de başarıya ulaşmaları konusunda etkili oldu.

 

 

Bu yazı da ilginizi çeekebilr: Big Data Nedir?

Büyük Veri (Big Data) Nedir?

big-data

Teknolojinin son yıllarda hayatımıza soktuğu büyük veri kavramı, çeşitlilik içeren ve oldukça yüksek hacimli verileri ifade eder. İnglizce’de big data olarak anılan büyük veri, karmaşık ve devasa kümelere sahiptir. Tüketimin zirvelere ulaştığı çağımızda büyük veri çok önemlidir. Çünkü markalar bu sayede tüketicileri belirli kategorilere ayırabilir ve onlara özel uygulamalar hayata geçirebilir. Örneğin aynı videoları izleyen ve aynı yazıları okuyanların aynı ürünleri alma olasılıkları yüksektir. Big data sayesinde kitleler gruplaştırılabilir ve onlara gösterilen reklamlar kişiselleştirilebilir.

Sosyal Medyada Büyük Veri (Big Data) Kullanmanın Yolları Nelerdir?

Sosyal medya, kitlelere seslendiğimiz, onlarla iletişim kurduğumuz bir mecradır. Artık hiçbir şirketin göz ardı edemediği bu mecralar, markanızın büyümesi için büyük bir fırsattır. Fakat işin içine kitleler girince her şey çok daha karmaşık hale geliyor. Bu karmaşık düğümü çözmeniz, gruplara ayırmanız ve sonrasında gerekli adımları atmanız gerekir. Bunu yapmak için big datadan faydalanabilirsiniz. Peki büyük veri ve sosyal medya gücünü nasıl birleştirebilirsiniz?

  1. Hizmetlerinizi Doğru Bir Şekilde Yenileyin

Hem büyük hem de küçük ölçekli firmalar kendini yenileme çabası içindedirler. Her zaman için farklı deneyim, ürün veya hizmetlerle tüketicilerinin karşısına çıkmaya çalışırlar. Fakat böylesine büyük adımlar atmadan önce kitlenizi doğru tanımanız gerekir. Tüketicilerin neyi sevdiğini, ne istediğini veya istemediğini bilmeniz, hizmetlerinize ışık tutacaktır. Bunun için en iyi kaynak sosyal medyadır. Sosyal medya üzerinden müşterilerinize dair sağlam bilgilere erişebilirsiniz. Bu mecralardan elde edeceğiniz big datalar size tanımlayıcı ve öngörücü istatistikler sunacaktır.

  1. Müşterilerinizin Davranışlarını Tahmin Edin

Pazarlama en önemli şeylerden birisi tüketicinin davranışlarını önceden tahmin edebilmektir. İyi bir tahminleme yapabilmek için de müşteriyi iyi tanımak gerekir. Satın alma alışkanlıkları, satın alma sıklığı ve satın almasını etkileyen faktörler incelenmelidir. Büyük veri ve sosyal medya birlikte kullanıldığı zaman tüketicilerin tüm özelliklerine erişebilecek ve onları analiz edebileceksiniz. Bu da hedef kitlenizi daha iyi tanımanıza yardımcı olacak.

  1. Müşteri Deneyimini Geliştirin

Müşteri deneyimini geliştirmeniz, kitlenizle çok daha iyi bir ilişki kurmanıza destek olur. Onların sosyal medyadaki yorumlarından, arama geçmişlerinden, sosyal medyadaki etkinliklerine ve satın alımlarından faydalanabilirsiniz. Bu tarz bir büyük veri, kişiselleştirilmiş teklifler oluşturmanız için oldukça elverişlidir.

  1. Trendleri Siz Belirleyin

Sosyal medya, hayatımızda büyük bir yer kaplıyor. Bu mecralarda ortaya çıkan trendleri hemen özümsüyor ve onlara uyum sağlamaya çalışıyoruz. Siz bir işletme sahibi olarak trendlere uyabileceğiniz gibi yeni trendler de yaratabilirsiniz. Büyük veri, tüketicilerin neyi ne zaman satın almak istedikleri konusunda değerli bilgiler sağlar. Bu verilerden yararlanarak indirim planları oluşturabilir ve özgün reklam kampanyaları tasarlayabilirsiniz. Hatta gelen geri bildirimlerden faydalanarak piyasaya yeni bir ürün dahi sürebilirsiniz.

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: İçgörü Nedir?

İçgörü Nedir?

icgoru

İngilizce’de “insight” olarak adlandırılan içgörü kavramı temel anlamda tüketicinin daha önce keşfedilmemiş ve arka planda kalan neden-sonuç ilişkileri ve eğilimleridir. İçgörü, müşterilerin duygu ve davranışlarının altında yatan gerçekleri yansıtır. Bu gerçekler genelde gözden kaçırılmıştır. içgörü kavramı ile ilgili bir diğer önemli nokta ise “ne” sorusundan ziyade “neden” sorusuna cevap vermesidir.

İçgörü için pek çok kaynaktan bilgi sağlanabilir. Trendler, haberler, kişisel gözlem, sokak röportajları gibi birçok yol, bize güçlü bir içgörü kazandırabilir. Tüketiciyi her daim gözlemek ve onu anlamaya çalışmak, işletmelerin geleceği için önemlidir. Tüketicilere “Beni anlatıyor.” dedirtebilmek gerekir. Ancak kitlenize böyle dedirterek onlarla kalıcı ve sahici ilişkiler kurabilirsiniz.

Bir Marka İçin İçgörü Neden Önemlidir?

  1. Fark Edilirsiniz

Günümüzde hiç olmadığı kadar yoğun bir rekabet söz konusu. Tüketici sayısı artsa da bununla birlikte markalardaki çeşitlilikte de ciddi oranda yükseldi. Böylesine rekabet dolu bir ortamda rakiplerin arasında sıyrılmak ve tüketicinin dikkatini çekmek bir hayli zor. İşte tam bu noktada içgörü devreye giriyor. Eğer elde ettiğiniz içgörüleri başarılı bir şekilde uygulamaya geçirirseniz öteki markaların arasından kolayca sıyrılabilir ve yeni müşteriler kazanabilirsiniz.

  1. Kitlenizle Bağ Kurabilirsiniz

Günde yüzlerce uyaran maruz gelen tüketicilerin alışkanlıkları değişmeye başladı. Artık bilgiye kolaylıkla ulaşabildikleri için sürekli olarak ürünü ortaya koymak pek de işe yaramıyor. Bu yüzden onlarla bir bağ kurmanız ve markanızla aralarındaki ilişkiyi güçlendirmeniz gerekiyor. Bu da sağlam bir içgörü ile mümkün olur. Tüketicinize onu anladığınızı ve ona değer verdiğinizi gösterebilirseniz, size ve ürünlerinize daha çok bağlanabilir. Bu adımdan sonra reklamlar artık itici değil çekici gelmeye başlar.

  1. Verimliliğiniz Artar

Pazarlama etkili ama bir o kadar da maliyetli bir alandır. Kötü adımlar atmak hem zaman hem de para kaybına sebep olur. Bu da işletmenizin her anlamda zarar görmesi demektir. Kitlenize dair doğru bir içgörü kazanmanız, kaynaklarınızı doğru kullanmanıza yardımcı olur. Böylelikle daha verimli çalışabilir ve minimum israfla yola devam edebilirsiniz.

  1. Etki Gücünüz Artar

Her marka kitlelere ulaşmak ve yeterince bilinmek ister. Fakat pazarlama faaliyetlerini iyi bir şekilde yürütmeyen firmalar, marka bilinirliğini artırmada pek başarılı olamazlar. Eğer içgörünüz güçlüyse pazarlamadaki gücünüz artacaktır. Bu sayede marka bilinirliğinizi kısa süre içerisinde artırabilirsiniz. Böylece satışlarınız da büyük bir ivme kazanabilir.

  1. Sıradanlıktan Kurtarır

Pek çok marka herkes tarafından yapılan sıradan uygulamalarla piyasada kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Fakat her şeyin hızlıca tüketildiği ve yerini başka seçeneklerin kolayca aldığı çağımızda orijinal olabilmek markanızın geleceğini kurtarır. Kitlenize dair iyi bir içgörüye erişerek vasatlıktan sıyrılabilir ve orijinal ama bir o kadar da etkili adımlar atabilirsiniz.

 

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Karşı Pazarlama Nedir?

CRM Programı Nedir ?

crm-programi-nedir

Açılımı müşteri ilişkileri yönetimi anlamına gelen CRM, işletme ve müşteriler arasındaki iletişimin iyileştirilmesi ve sorunları çözülmesi için geliştirilen bir yazılımdır. CRM programı sayesinde işletme, müşteri ile ilk temastan satış olana kadar tüm süreci takip edebilir. Bu özel yazılım özellikle de potansiyel müşterilerle daha iyi bir etkileşim yakalanmasını hedefler. Fakat uzun vadede asıl amaç satışları artırmaktır.

Bir nevi müşteri otomasyon sistemi olan CRM programı, pazarlama, satış ve müşteri ilişkileri gibi süreklilik olması gereken alanlara otomasyon ile hız ve ivme kazandırır. Ayrıca satışları kademeli şekilde artırarak büyümeye katkı sağlar. Bu program, hem mevcut hem de potansiyel müşterilerinizle olan ilişkilerinizi kuvvetlendirecektir.

CRM Programı Tam Olarak Ne İşe Yarar?

CRM programı, müşterilerinizin bilgilerini, verilerini ve davranışlarını toplar ve size bir rapor olarak sunar. Mevcut ve potansiyel müşterileriniz üzerindeki etkinizi artıracak olan bu yazılım işletmenize büyük katkılarda bulunur. Bu katkılar şunlardır:

  • Uzaktan yönetimi sağlayarak ofise olan bağımlılığınızı en aza indirir.
  • Odağında her zaman müşteri memnuniyeti vardır. Uygulamalarıyla müşteri memnuniyetini ve rekabet gücünü üst düzeylere çıkartır.
  • Tüm işlemlerin ölçeklendirilmesine yardımcı olur.
  • İşletmenizin maliyetlerini önemli oranda azaltır.
  • Ekip içindeki iletişimi artırarak işletmenizin etkinliğini artırır.
  • Satış ve pazarlama stratejilerine destek verir.
  • Veri akışı sağlanır ve hata payı azalır.
  • İşletmelerinizin eksiklerini fark etmenizi sağlar. Böylece gerekli iyileştirmeleri yapmanıza önayak olur.
  • Veri akışını sürekli hale getirerek bu verileri efektif bir biçimde kullanmanızı sağlar.
  • Müşteri ile olan etkileşimi ve teması artırır.

CRM Programı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  1. Basit Arayüz

Konu hangi yazılım olursa olsun basit ve pratik bir arayüz şarttır. Karmaşık bir arayüz, programın işlevselliğini azaltır. Bundan dolayı ilk tercihiniz, arayüzü basit ve kullanması kolay bir CRM programı olmalıdır.

  1. Gelişmiş Raporlama Sistemi

Raporlama, veri toplama kadar önemli bir süreçtir. CRM programı sayesinde bunu kolaylıkla yapabilirsiniz. Fakat her program bunu işlevsel şekilde sunmuyor. Müşteri bilgisi stok durumu, satış adedi gibi önemli detayları kaydedip raporladığından emin olun.

  1. Takip Yönetim Sistemi

Ekip içerisinde bir görev dağılımı yapmak ve bu görevlerin gidişatını takip etmek için artık yazılımlardan faydalanılıyor. CRM programı, bu anlamda oldukça işlevsel olabilir. Bazı programlarda var olan bu özellik, size pratiklik kazandırabilir.

  1. Mobil Cihazlarla Uyum

Mobil uyumlu programlara cep telefonu ve tablet üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Mobil uygulaması olan programları tercih ederek her yerde ve her zaman iş akışınızı kontrol edebilirsiniz. Bu da işlerinizi olağanüstü kolaylaştıracak.

  1. Entegre Sistem

Süreç yönetimini kolaylaştıran pek çok program bulunuyor. Seçeceğiniz CRM programı ile bu programlar arasında entegrasyon mümkün olursa, size kolaylık sağlayacaktır. Programlar arası entegrasyon, işlevselliği büyük oranda artırır.

  1. Bulut Tabanlı Yazılım

Bulut tabanlı bir program; tablet ve telefon gibi cihazlarla uyumlu şekilde çalışır. Ayrıca her an her yerde detaylı raporlar sunarak kesintisiz bir hizmet verir. Hızlı ve planlı olmak istiyorsanız, bulut tabanlı bir program seçtiğiniz konusunda emin olun.

 

 

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Brief Nedir?